İkamet Hakları

D. İkamet Hakları

Alman İkamet Yasası`nın (Aufenthaltsgesetz) 4.maddesinin 1. bendine göre, yabancıların Almanya`ya gelebilmeleri ve Almanya`da ikamet edebilmeleri için temel kural, giriş izni (vize) veya belli bir süre için verilen oturma izni (Aufenthaltserlaubnis) veya süresiz verilen yerleşim izni (Niederlassungerlaubnis) alınmasıdır. Almanya`da ikamet edebilmek için ikamet izninin gerekli olduğu prensibinin istisnaları arasında, Avrupa Birliği Hukukundan doğan hakların yanı sıra, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki hukuki düzenlemelerden kaynaklanan bazı olanaklar yer almaktadır.

Alman İkamet Yasası`nın 4.maddesinin 2. ve 3. bendine göre, yabancıların Almanya’da çalışabilmeleri için ikamet izinlerinin çalışma hakkı içermesi gerekmektedir. Bu bağlamda vize’nin (“Visum”), prensip olarak çalışma hakkı vermediğinin altının çizilmesi gerekir. Oturma İzni (“Aufenthaltserlaubnis”) süresi sınırlı bir ikamet izni türü olup, çalışma hakkı da sağlayabilmektedir. Yerleşim İzni (“Niederlassungserlaubnis”) ise süresiz olup, her zaman çalışma hakkını içerir. Yeni Göç Yasası, ayrıca, Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşları için yerleşim izniyle eşdeğerde olan ve süresiz ikamet hakkı veren bir AB-Sürekli İkamet İzni (Daueraufenthaltserlaubnis-EG) öngörmektedir. Türkiye ile Avrupa Topluluğu (AT) arasında ortaklık ilişkilerini düzenleyen başlıca metinler 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşması (AA) ile 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol’dür (KP). Sözkonusu Anlaşma ve Katma Protokolün Türk işçilerini ilgilendiren hükümleri :

  • Türkiye ile Topluluğa üye ülkeler arasında işgücünün serbest dolaşımının sağlanması (AA Md.12, KP Md.36),
  • Toplulukta çalışan Türk işçilerine ücret ve diğer çalışma koşulları açısından vatandaşlık esasına dayalı ayırımcılık yapılmaması (KP Md.37),
  • Toplulukta çalışan Türk işçileri ve ailelerinin sosyal güvenlik haklarının korunması (KP.Md.39)

alanlarını ilgilendirmektedir.

Ankara Anlaşması ve Katma Protokolün ilgili hükümleriyle 1976-1986 yılları arasındaki 10 yıllık dönem içinde kademeli olarak gerçekleştirileceği öngörülen serbest dolaşımın ilk iki kademesinin esasları, daha sonra 2/76 ve 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararlarıyla tespit edilmiştir. Ortaklık Konseyi Kararlarıyla (OKK), sadece Topluluğa üye ülkelerde yasal olarak bulunan Türk işçilerine ve bunların aile bireylerine, belirli süreler sonunda, bulundukları ülke ile sınırlı olmak üzere her türlü işte çalışma hakkı tanınmıştır. Nitekim, 2/76 sayılı Kararda öngörülen koşulları iyileştirmek amacıyla, Ortaklık Konseyinin 30 Haziran 1980 tarihli toplantısında kabul edilen 1/80 sayılı OKK’nın konuya ilişkin 6.maddesinde, bir üye ülkede yasal olarak bulunan Türk işçisinin:

  • Bu üye ülkede bir yıl çalıştıktan sonra aynı işveren nezdinde istihdam edilmek kaydıyla çalışma iznini uzattırma hakkına,
  • Bu üye ülkede üç yıl yasal olarak çalıştıktan sonra, aynı ülkede ve aynı meslekte, ancak dilediği işveren nezdinde çalışma hakkına,
  • Aynı ülkede dört yıllık yasal çalışmadan sonra dilediği herhangi bir meslekte ve işyerinde çalışma hakkına,

sahip olacağı hükme bağlanmıştır.

Sözkonusu Karar’ın 7. maddesinde ise, AET (AB) ülkelerinde çalışan işçilerimizin aile üyelerinin çalışma hayatına girişleri ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu madde, bir üye ülkede yasal olarak bulunan Türk işçisinin yanında ikamet etmesine izin verilmiş aile bireylerine:

  • Topluluk üyesi ülke vatandaşlarının öncelik hakkı saklı kalmak kaydıyla, o ülkede üç yıl yasal olarak ikamet ettikten sonra işe girebilme,
  • Beş yıl ikametten sonra ise, diledikleri her işe serbestçe girebilme,

imkanı vermektedir.

1/80 sayılı OKK’nın 7. maddesine göre, bir Türk işçisinin üye ülkede mesleki eğitim gören çocukları, eğitimlerini tamamlamaları halinde, anne veya babadan birinin en az 3 yıl yasal olarak çalışmış olması kaydıyla, ülkedeki ikamet süresi dikkate alınmaksızın işgücü piyasasına girme ve her türlü açık işe talip olma hakkına sahiptirler.

Türkiye ile AT Ortaklık Anlaşmasına ilişkin AT/AB Adalet Divanının Yorum Kararlarına göre, oturma izni hangi nedenle verilmiş olursa olsun, yasal bir çalışma izni ile iş piyasasına girmiş bulunan Türk vatandaşlarına belirli süre çalıştıktan sonra çalışma ve ikamet güvencesi getirilmiştir. Başka bir ifadeyle, OKK`dan doğan çalışma hakları aynı zamanda ikamet hakkı içermektedir.

Alman İkamet Yasası`nın 4. maddesinin 5. bendine göre, Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında ortaklık ilişkilerini düzenleyen sözleşmelere göre kanunen – yani kendiliğinden – ikamet hakkına sahip olan bir yabancı, yine de bu hakkın varlığını yabancılar dairelerince verilen ikamet izniyle ispatlamak zorundadır. Aksi takdirde idari bir para cezasına çarptırılır.

Almanya`ya göç, İkamet Yasası`na göre aile birleşiminin yanısıra çalışma amaçlı göç olarak, bilhassa yüksek okul ögrencisi, üstün nitelikli iş gücü veya serbest meslek sahibi olarak mümkündür.

Öğrenciler şimdiye kadar olduğu gibi, bundan böyle de öğrenim amaçlı oturma izni (Aufenthaltserlaubnis zu Studienzwecken) alabilmektedir. Dokuz ayı geçmeme şartıyla yüksek öğrenim başvurusu için (Aufenthaltserlaubnis zum Zwecke der Studienbewerbung) de oturma izni alınması mümkündür. Öğrenimlerini başarıyla tamamlayan öğrenciler, mezuniyetten sonra da, iş aramak amacıyla Almanya’da kalış sürelerini bir yıla kadar uzatabilmektedirler. Bir işin sağlanması ise ekonominin o anki ihtiyaçlarına bağlı olacak, aynı zamanda iş piyasası da dikkate alınacaktır.

Ayrıca öğrenim dışında olan dil kurslarına katılabilmek için de oturma izni verilebilmektedir. Almanya’da okula gidebilmek için ise istisnai durumlarda oturma izni verilmektedir.

Üstün nitelikli yabancıların Almanya’da yaşaması ve çalışması kolaylaştırılmıştır. Bu kapsama girenlere belirli şartlarda Yerleşme İzni (“Niederlassungserlaubnis”) olarak anılan izin verilmektedir. Bu gruba, özel uzmanlığa sahip bilimadamları, öğretim görevlileri ve öğretmenler ile olağanüstü bilimsel çalışmaları bulunan kişiler, uzmanlar ve yönetici kadrosunda seçkin mesleki tecrübeye ve belirli bir asgari gelire sahip kişiler girmektedir

Bu izin türünün verilebilmesi, herhangi bir alanda işgücü ihtiyacının doğmasına, devletlerarası anlaşmalara ya da çıkarılacak olan yönetmeliklere bağlıdır. Aynı zamanda, Almanya’daki yaşam koşullarına uyum ve devlet yardımı almadan geçimini sağlayabiliyor olma şartı da aranmaktadır.

Serbest meslek sahipleri, yapmak istedikleri işte Almanya’nın çıkarı ya da bölgesel ihtiyaç görülmesi halinde ve bu işin ekonomi üzerinde olumlu etkilerinin olacağı beklentisinin oluşması durumunda, süresi sınırlı oturma izni (“befristete Aufenthaltserlaubnis”) alabilmektedirler. Bu, genellikle, Almanya’da asgari 500 bin Euro yatırım yapılması ve 5 işçiye istihdam yaratılması halinde sözkonusu olabilmektedir. İşin gerçekleştirilebilmesi için finansman konusunun ya öz sermayeyle ya da kredi yoluyla güvence altına alınmış olması gerekmektedir. 45 yaşını aşmış olanlarda uygun bir emeklilik sigortası da aranmaktadır.

İzin işlemleri, yabancı başvuru sahipleri için basitleştirilmiştir. Bundan böyle tek bir resmi kurum hem oturma izinlerine, hem de çalışma izninin hak edilip edilmediğine karar vermektedir. Yurtiçinde bu kurum ilgili Yabancılar Dairesi, yurtdışında da Almanya’nın temsilcilikleri (Büyükelçilikler ya da Konsolosluklar) olmaktadır.

Yeni Göç Yasası ile aile birleşimi zorlaştırılmıştır. Yasanın yeni 30. maddesine göre, eşlerin ikisine de 18 yaşını doldurmuş olma ve Almanya’ya göç etmek isteyen eşe temel düzeyde dahi olsa kendisini Almanca ifade edebilme şartı getirilmiştir. Goethe Enstitülerinden alınabilecek temel düzey Almanca diploması bu şartı karşılamaya yeterlidir. Bu yeni şartların yanı sıra, Almanya`da bulunan eşin yerleşim iznine veya iki seneden beri oturma iznine sahip olması şartı da aranmaktadır. Almanya`ya aile birleşimi yoluyla göç eden eşin, Almanya’da bulunan eşinin çalışma iznine sahip olması halinde, aynı şekilde çalışma izni alma hakkı vardır.

Aile birleşimi gerçekleştikten sonra, göç eden eş, temel kural olarak iki yıl Almanya`da eşiyle beraber yasal olarak yaşadıktan sonra, eşinin oturma izninden bağımsız olarak oturma hakkını elde eder. Göç eden eş, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı`nın 6. maddesine uygun şekilde bir yıl çalıştıktan sonra, aynı işveren nezdinde istihdam edilmek kaydıyla çalışma iznini, dolayısıyla oturma iznini, eşiyle iki yıl beraber yaşama şartına bağlı kalmaksızın uzattırma hakkına sahiptir.

Vize ve diğer oturma izinleri ile ilgili hukuki ihtilaflarda idari yargı yolu açıktır. Ortaklık hukuku ile ilgili ihtilaflarda kendisine başvurulan Alman mahkemesi, ortaklık hukuku ile ilgili bir hukuki sorunu, karara bağlanmak üzere AB Adalet Divanına sunabilir. Hukuk yolu tüketildikten sonra Federal Anayasa Mahkemesi`ne kişisel başvuru imkanı olduğu gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi`nin ihlali söz konusu olan durumlarda Avrupa İnsan Hakları    Mahkemesine kişisel başvuru imkanı da vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uluslararası bir yargı organıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda, bireylerin bazı koşullar altında mahkemeye başvurma olanağı vardır. Uluslararası bir anlaşma olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile birçok Avrupa devleti, kişilerin bazı temel haklarına saygı gösterme yükümlülüğü altına girmişlerdir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmadan önce, ilgili devletin hukukunda öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekir. Şikayet, bir yargı kararı ile ilgili ise, varsa temyiz yoluna başvurulması ve sonucunun alınması yeterlidir. İç hukuk yolları tüketilirken, yasaların öngördüğü usule ve süreye ilişkin kurallara da uygun hareket edilmelidir. Eğer iç hukuk yollarını tüketmek için yapılan başvurular, süre, görev veya usul yönünden reddedilmiş olursa, Mahkeme büyük bir olasılıkla başvuruyu kabul etmeyecektir.

İç hukuk yolları tüketildikten, başka bir değişle son ulusal yargı mercinin kararı alındıktan sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine altı ay içinde başvurmak gerekir. Başvuru bir mahkumiyetle ilgiliyse, altı aylık süre, normal müraacat yollarının sonunda verilen karar tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Eğer başvuru yukarıda sözü edilen altı aylık süre içinde yapılmamışsa, Mahkeme şikayeti incelemeyecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) nasıl başvurulur?

Mahkemeye şikayetin dayandığı olayların özet olarak ne olduğu, sözleşme ile güvence altına alınan haklardan hangilerinin çiğnendiği, iç hukuk yollarını tüketmek için hangi yollara başvurulduğu ve alınan kararların fotokopilerinin gönderilmesi gerekmektedir. Türkçe olarak da yazılabilecek mektubun;

‘’Tribunal Européenne des Droits de l’Homme F-67075 Strasbourg – Cedex’’

adresine gönderilmesi gerekmektedir. Eğer imkan varsa, başvurunun avukat aracılığıyla yapılması daha yararlı olacaktır. Avukat tutmak için maddi imkanı olmayanlar, Mahkemeden adli yardım isteminde bulunabilirler, ancak adli yardım, başvurunun yapıldığı anda değil, eğer başvuru yerinde görülürse, prosedürün sonraki aşamasında sağlanacaktır.

Almanya-İkamet müsaadesi”nin türleri Aufenthaltsgenehmigung

Almanya’da, 01.01.1991 tarihinden beri yürürlükte bulunan Yabancılar Yasasının (Ausländergesetz-AuslG) 5’inci maddesi, “ikamet müsaadesi”nın (Aufenthaltsgenehmigung) türleri aşağıdaki gibidir;

  • “oturma izni” (Aufenthaltserlaubnis),
  • “oturma hakkı” (Aufenthaltsberechtigung),
  • “amaca bağlı oturma izni” (Aufenthaltsbewilligung) ve
  • özel oturma izni (Aufenthaltsbefugnis)

olarak belirlemiştir.

1-“Oturma izni”, Almanya’da belirli bir amaçla, örneğin ziyaret, eğitim, staj.. gibi amaçlarla ikamet etmeyen, bağımlı veya bağımsız olarak çalışarak geçimini sağlayan yabancı uyruklulara verilen ikamet müsadesidir; “süreli” (befristete Aufenthaltserlaubnis) veya “süresiz” (unbefristete Aufenthaltserlaubnis) olarak verilebilmektedir.

2-“Oturma hakkı” Almanya’da, “oturma izni” sahibi olarak belirli bir süre (8 yıl) ikamet etmiş yabancı uyruklulara verilen güvenceli ikamet müsaadesidir.

3-“Amaca bağlı oturma izni” (Aufenthaltsbewilligung), Almanya’da, örneğin eğitim, ziyaret gibi belirli bir amaçla ikamet eden yabancılara, en çok 2 yıl süreli olarak verilen ve süresi aynı amaçla ikamet kaydıyla en çok 2 yıl uzatılan süreli bir ikamet müsaadesidir.

4-“Özel oturma izni” ise, devletler hukukuna göre veya insani nedenlerle ya da Almanya Federal Cumhuriyetinin çıkarları gereği Almanya’da kalmasına müsaade edilmesi gereken ve kendilerine “oturma izni” (Aufenthaltserlaubnis) verilemeyen yabancı uyruklular için öngörülmüş bir ikamet müsaadesi türüdür.

Kendilerine, sayılan bu ikamet müsadelerinden biri verilemeyen, ancak siyasi, İnsani, … nedenlerle sınır dışı edilemeyen yabancı uyrukluların Almanya’da ikametlerine müsamaha edilmekte; kendilerine, Yabancılar Yasası hükümlerine göre, “müsamaha belgesi” (Duldung) verilmektedir.

Almanya’da sığınma talebinde bulunan yabancı uyruklulara ise, işlemler sonuçlandırılacağına kadar, Sığınma Usul İşlemleri Kanununa göre (Asylverfahrensgesetz) “ikamet müsaadesi” (Aufenthaltsgestattung) verilmekte; sığınma talebi reddedilen yabancı uyrukluya ise, Yabancılar Kanununa göre “özel oturma izni” (Aufenthaltsbefugnis) verilmektedir.

Federal Çalışma ve Sosyal Düzen Bakanlığı, 19.05.1997 tarihli Genelgesiyle, Almanya’ya 15.05.1997 tarihinden sonra girmiş olan sığınmacıların (kendilerine Sığınma Usul İşlemleri Kanununa göre, “ikamet müsaadesi” (Aufenthaltsgestattung) verilmiş olanların), Almanya’da kalmalarına müsamaha edilen yabancı uyrukluların (kendilerine, Yabancılar Yasasına göre “müsamaha belgesi” (Duldung) verilmiş olanların) ve “özel oturma izni” (Aufenthaltsbefugnis) sahibi olan yabancı uyrukluların “Alman iş piyasası”na girmelerini önlemişti.

Federal Çalışma ve Sosyal Düzen Bakanlığı, 17.09.1998 tarihli Çalışma İzinleri Tüzüğü’nde (Arbeitsgenehmigungsverordnung) yaptığı bir değişiklikle,“Aufenthaltsgestattung”“Duldung” ve “Aufenthaltsbefugnis” sahibi yabancı uyruklulara Almanya’da iş piyasasına girme ve “işçi” veya “müstahdem” statüsünde çalışma olanağı tanımıştır.

Kaynak: Berlin Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği